Duygularla Baş Etme Yolları: Şimdiyi Yaşayın, Geçmşi Önemsemeyin
Şimdiyi Yaşayın, Geçmşi Önemsemeyin
Duygularınızla baş etme yollarınızı geçmiş deneyimleriniz yüzünden değiştiremeyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Kendinizi geçmişinizin bir kurbanı olarak görebilirsiniz. Geçmiş olayların üzerinizde etkilerini değiştiremeyeceği doğru ama şimdiki etkilerini değiştirebilirsiniz.
- Duygularla Baş Etme Yolları: Şimdiyi Yaşayın, Geçmşi Önemsemeyin
- Şimdiyi Yaşayın, Geçmşi Önemsemeyin
- Olumsuz Duygularınızın Amaçlarını Anlayın
- Düşüncelerinizin Farkında Olun
- Bir Değişim Planı Yapın
Ne düşündüğünüzü seçme kapasitesine sahipsiniz. Geçmişte aldığınız yaraları düşünürseniz, kötü hissetmeye devam edeceksiniz. Ebeveyninizin size yaptığı davranışlara kızabilir, bunlar yüzünden bunalıma girebilir, kendinizi yaralayabilir, korkutabilirsiniz. Geçmişteki suçlarınız yüzünden kendinizi kahredebilirsiniz. Veya kendinizi geçmişle boğuşurken bulduğunuz zaman kendinize şu basit gerçeği hatırlatabilirsiniz : O, o zamandı, bu, şimdi. Geçmişle ilgili düşünceler size geri geldiği zaman bu basit cümleyi tekrarlayın ve kendinize hislerinizi seçme becerinizi hatırlatın.
Herkesin geçmişle ilgili pişmanlıkları vardır. Herkesin acı veren, yıldırıcı deneyimleri olmuştur. Kafanızda eski, yıldırıcı plakları döndürmek hayatın tadını almanızı engeller. Willie Nelson şarkısındaki gibi: “ …Kaybettiğim zaman için ağlayabilirim ama bu zaman kaybı ve gözyaşı olur. Zamanda geri gidebilsem neyi değiştireceğimi çok iyi biliyorum. Ama bunun için şu an yapabileceğim hiçbir şey yok.”
Demek ki “keşke” durum daha iyi olsaydı diyebilirsiniz, kendinizi ya da başkalarını acı oluşturdukları için suçlayabilir veya Willie gibi şu anda bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey olmadığını kabul edebilirsiniz. Seçim sizin.
Olumsuz Duygularınızın Amaçlarını Anlayın
Duygular enerjidir. Aslında olanları sadece davranışlarımıza yakıt sağlamak için oluştururuz. Bir amaca hizmet ederler: insan denen arabanın amaçlarına. Genel olarak eğer amacınız insanlara yakın olmaksa, onları çevrenizde tutmak için olumlu, sıcak duygular oluşturursunuz. Diğer bir yandan, insanlarla aranıza mesafe koymak istiyorsanız, onları uzak tutmak için soğuk ya da düşmansı duygular beslersiniz.
Hisler amaçsal olsa da bu amacın farkında olmayabilir, sadece sonuçları görüyor olabiliriz. Örneğin, kızdığınız zaman bir şey olur, belki hoşunuza gitmeyen bir cevap alırsınız ama genelde kızgınlığınızın amacını bulamazsınız. Başka bir insanın yaptığı bir şey yüzünden kızdığınızı düşünebilirsiniz. Halbuki sizi deli eden şeylere hiç kızmayan insanlar da var ve muhtemelen bazılarını tanıyorsunuz da.
Hislerinizin amacını görmek zordur; çünkü amaç sizin kim olduğunuzun bir parçasıdır. Bu anlayış psikiyatr Alfred Adler tarafından kabul edilmiştir. Adler, temel inançların, amaçların ve algıların “yal-şam tarzını” yani yaşamın kişisel mavi kopyasını oluşturduğunu, bunun da her bireyin dünyadaki kendi yerini belirlemesini sağladığını söylemiştir. Yaşamımızın çok erken zamanlarında bizim dünyaya ait olmamaızı, uymamızı sağlayacak olan inançlar ve amaçlar seçeriz. Çünkü yaşam tarzları daha çocuklukta şekillenmeye başlar, birçoğumuz deneyimlerimizi yeniden düzenleme zamanı geldiğinde tasarladığımız planları anlayamayız. “Ağaçlar ormanı görmemizi engeller.” Böylece hislerimizin amacı derinlerimizde bir yerde gizli kalır.
Yeni hisler seçmek için rahatsız edici duygunuzun amacını anlamak, kabul etmek ve değiştirmek; bu duygudan elinize ne geçtiğine bakmak durumundasınız. Kendinize şu soruyu sorun, “ Bu his ile ne başarmaya çalışıyorum? Ne olmak istiyorum?”
Örneğin, kırgın hissederseniz bu kırgınlığın sizi “intikama” teşvik ediyor olabileceğini düşünün. İntikam kötü hisler savaşını devam ettirebilir. Bu sonuçları kabul etmek istiyor musunuz? Bunun yerine şefkat gösterek amacınızı değiştirmyei tercih edebilirsiniz. Sizi kıran insanı siz de kırıyor olabilirsiniz. Kırgınlığınızı ifade edip, aynı anda karşınızdaki insana nasıl şefkat gösterebilirsiniz? “Şunu şunu yaptığın zaman kırılıyorum ve sanırım sen de kırılıyorsun, yoksa bana böyle davranmazdın.” Böyle bir ifade olumlu sonuca giden yolu önünüze döşeyebilir.
Düşüncelerinizin Farkında Olun
Kızgınlık taşıyan düşünceleriniz varsa, kızgın hissedersiniz. Çok üzücü olayları düşünürseniz, bunalıma girersiniz. Yaklaşan olaylarla ilgili korkularınıza odaklanarak kendinizi kaygılı kılabilirsiniz.
Daha olumlu hisler seçmek, olaylar hakkında yaptığınız yorumları yani hayatınızda olup bitenlerle ilgili kişisel anlamlandırmanızı yeniden çerçevelendirmenizi ve yeniden değerlendirmenizi gerektirir.
Bir Değişim Planı Yapın
Değişim, Belirlenmiş, gerçekçi niyetler ve bu niyetleri başarmak için açık bir plan gerektirir. Elinizde bir proje olmadan ev yapmaya çalışmazsınız. Yeni duygular seçmek için de aynısı geçerli. Dikkatli bir plan yeterli, duygusal cevaplar oluşturmanızı sağlayabilir.
Planlarınızı deftere yazabilirsiniz. Değiştirmek istediğiniz hissi ve yerine koymayı düşündüğünüz hissi belirleyin. Sonra beyin fırtınası yapın. Okuduklarınızdan,hislerinizi değiştirmenize yardım edecek şeyler yazın. Size en çok yardımı dokunacağını düşündüğünüz fikri ya da fikirleri seçin ve ertesi hafta civarında amacınıza ulaşmak için atacağınız belirli adımların listesini yapın. Bu deneme sürecinden sonra kaydettiğiniz gelişmeyi değerlendirin.
Değişim için niyetler belirlerken mümkün olduğunca sarih yani açık, saptanmış, belirli olmak çok önemlidir. “Olumsuz duygularımı azaltmak istiyorum,” demenin pek yardımı dokunmayacaktır size. Niyetlerinizi belirlerken mücadeleci, erişilebilir ve ölçülebilir olmalarına dikkat edin. Niyetlerinizi u şekilde ifade etmeye çalışın: “Önümüzdeki ay öfkemin sıklığını ve yoğunluğunu yüzde düşürmüş olacağım.”
Belirgin niyetleriniz üzerinde çabalar ve defterinizde düzenli bir şekilde ilerlerken, karşınıza çıkan olaylarla ilgili şablonlar oluşturmaya başladığınızı göreceksiniz. Belirli duygularınızın ve alışkanlıklarınızın size sorun oluşturduğunu anlayacak ve onlarla başa çıkmak için değişik yollara başvuracaksınız. Duygularınızı kontrol etmek sizin elinizde.






